28 Aralık 2012 Cuma

shadow



gölgemin ısrarcı takibindeyim,


korkularımı soluğumla ısıtıyorum

düşüncelerim sıfırlanmış 

öncesi yokmuş gibi



kimliksiz , kaygısız bir tebessüm beliriyor sadece

dizlerini kanatmış bir çocuk gibi perişan ruhum,

biliyorum, bir yanlış var

ama hangisini yanlış yapıyorum

hangi doğrularım ziyan



neden olduğunun karmaşasını bir türlü çözememiş

susmaya cağırdım onu

yapboz parçaları gibi dağıldı düşünceler, ufalandı

parçaların uyumsuzluğu, belirsizliği arttıkça

kimliksiz ve kaygısız bir tebessüme dönüştüler

öncesi hiç olmamış gibi.




17 Aralık 2012 Pazartesi

gökyüzümü kavanozlara doldurdum!





kavanoz gibi sıra sıra dizilip kendini düzene teslim etmek,

pencere kenarında, ne güneşin sıcaklığını cam teninde hissetmen ne de rüzgarın, ürpertisiyle içindeki o koca boşluğu doldurması kapağını sıkı sıkı kapattığında içine hapsolanların dengi değildir.

kapasiten hep sonsuzmuş gibi görünür herkese , kapağını kimse farketmez
olmadı sıkı sıkı kapatırsın kendini dış dünyaya, açmak için üzerinde dengesiz güç gösterileri yapılır kırmak pahasına.

önceki hayatını anar durursun ,soyulmuş etiketlerine baktıkça.

için derin, derin yüzülmüş, sıra sıra dizilirsin pencere önüne
kapak da tutmaz artık yine de türlü türlü reçellere camdan bir örtü olursun.


tadın tuzun o reçeller de biter be!



15 Ekim 2012 Pazartesi

pinokyonun çocukluğuna inmek istiyorum!



                                       -Dreams are not easy to achieve-


blogcan, hali hazırda kendimi kaybetmişken bir blogum olduğunu unutmuş olmam çok da şaşırtıcı olmasa gerek (:



şu aralar neler yapıyorum durum güncellemesi yapayım ve yeni tespitlerim;

*** kafamda belirlediğim birkaç sınava hazırlanıyorum ama bu sefer daha adam akıllı hazırlanmaya çalışıyorum, sonuçlar şimdilik fena değil ama herşeyin bi bedeli var tabi, dünyayla iletişimi ne kadar aza indirirsek o kadar iyi oluyormuş, ben de kapandım kabuğumda takılıyorum (: ama artık çok sıkıcı olmaya başladı diyebilirim neyse ki sınava az kalmış olması sevindirici bir ayrıntı (: örnek öğrenci wuhuuuuuu!

***aslında şu dünyada yapmak istediğim o kadar çok şey varken enerjimi böyle saçma şeylere harcıyor olmam çok acı sınav kafası)  drama drama...




***pinokyonun çocukluğuna inmek istiyorum,yaşadığı şey az buz değil. odundan çocuk yapıyosun, direk 'Çirkin ördek yavrusu' travması! çocuk ben niye farklıyım, niye odunum diye düşün düşün kafayı yedi, dikkat çekmek için yalan söyledi durdu, kimse de ona şefkat göstermedi dedi ki ' bi daha yalan söyleme anlıyorum çocuuum burnun uzuyor, ben çok çakal olduğum için yalan söyleyeceğini tahmin edip böyle bi numara yaptım, hatta başkasına kötülük yaparsan da kafam büyüyor , ben böyle bi psikopatım bunu odundan çocuk yapmamdan anlayabilirsin ama sen imana gel ' der Gepetto. 

  O pinokyo,  kolu kırıldığında ,vidası çıktığında doktora değil marangoza gitti! gel de dikkat çekme, sonra benim annem kim tribine girdi, mahalledi çocuklar Pinokyoyu ortalarına alıp sezercik gibi birbirlerine fırlattılar, testereyle korkuttular falan..Ah pinokyo sen nasıl büyüdün de kariyer yaptın kimbilir.



***24 yıldır balık krakerden daha iyisini yapmadılar, 24 yıldır yiyorum bağımlısı değilim...






***hala dünyada demokrasi olduğuna inanan var mı? biri çıkıp 'Tavuğun da yaşama hakkı var,yemeyelim, yasaklayalım' demiyorsa, demokrasi değişkendir. yörüngeden yörüngeye farklılık gösterir. böyle de düz bi insanım.


***otobüse binip 'ay ben ters oturamam kii' triplerindeki insanları o koltuğa bağlamak istiyorum. sonuçlara hep beraber şahitlik edelim bakalım noluyomuş

*** Şu otobüste cam kenarını boş bırakıp koridor tarafında kişi!  kay kenara yoksa ağzına kürekle çarpıcam.



***kış gelse mi artık? evet girdim bu moda, hatta bu cümleyi kışın zangır zangır titrerken 'Kış mı demiştin?' diyerek yüzüme çarpın, vurmayın tamam..


***kahve güzeldir, ama kahve kokmak, kahve parfümü nasıl olur ondan emin değilim fakat çok yakın bir zaman diliminde buna erişme fırsatı yakalayacağım, kahveyi hem bardak bardak içip bi de teneffüs etmekten ellerim titremezse yorumlayacağım (:


***sınava kadar kısa süreli kampa sokuyorum kendimi, 3 IQ ya düşene kadar çalışcam bütün beyin hücrelerimi heba edicem, 3 IQ kalınca konuşmayı, okuma yazmayı tekrar öğrenmem biraz zaman alabilir bi süre rahatsınız yani eheheh sonrasında yazacağım yazıların sorumluluğunu kabul etmiyorum blogcan haberin ola! (:







7 Temmuz 2012 Cumartesi

hayatın acımasız gerçekleri


işte sizin için yaptım, gerçekleri derledim :)

bazı şeyleri kritik etmeye başladım, ilki Türk ırkının maalesef ki şeklinin şemalinin çok değişik olması.

efendim şudur ki kara kaş kara göz de var, sarısın ,mavi göz de..ortak bi noktamız yok yani..genetiğimiz maşallah salı pazarı kıvamında olsa da genel manada kara kaş kara göz diye genelleyebiliriz. neden bu ırkın çıkardıgı yakısıklı insan sayısı bu kadar az efendim?


-Tarkan hala yıllardır çıkan en yakışıklı insan arkadaşlar bunda hemfikir olalım:)


kabul edelim bizden pek yakışıklı insan çıkmıyor galiba :)



bence sıralarsak tarkan> tarık akan > behlül :D



tarkan hem türk erkeği imajı taşırken bi yandan da yeşil gözlü olması onu yakısıklı kılmıştır,

tarık akan da boy ortalamasının ustunde olması nedeniyle ve yine yeşil gözleriyle bir fark yaratmış zamanında,

Behlül ise Avrupa birliği sürecindeki Türkiye'yi anlatıyor bence yoksa ekranda başka yakısıklı mı yok neden dikkat cekti sanıyorsunuz ehauheua:)

böyle bi teori ürettim ben, Türk kızlarının sarısın olma çabaları da onların da avrupa birliği sürecini kullanmaya çalışmasından geçiyor :P


ek olarak birşey daha söylemek istiyorum

bir sayı doğrusu hayal edin, bir taraf 'efendi'liğe diğer taraf ise 'piç' liğe doğru gidiyor. işte bu çok ince bi çizgi arkadaşlar:) sıfır olamayacağına göre bu işin bi ortası yok bi tarafa yakın olmak zorunda:)

bu yakısıklı populerlerimizin tutulma nedeni de bu 2 seviyeyi iyi korumaları:)

bakarsanız tarık akan hep filmlerinde hem çapkın hem de asık delikanlıdır( filmleri gerçek sandıgımız için ) ( kan değil boya o boya :)


behlül desen çevirmediği dolap kalmadı sevgili efendi adnanın arkasından ama halaa 'ayy cok tatlıığğğğğ' kıvamında

tarkanın durumu ise biraz karısık ona yorum yapamıyoruz :)

-geçen gün twilight Jacobı gördüm gibi oldum sanki konuşmadıkca daha da benziyordu ama bi konustu ki ibrahim tatlıses cıktı, yurdum gerçeği :)


-bu aralar iş durumları feci yogun, yine hastane koşuşturmacalarındayım, ordan oraya..

hastanede eğer benim gibi bi insan yoksa sağlık personellerinin erken tükenmişlik yaşamalarına şaşmamak lazım.

hiç kimse mi gülmez? hastanede gülünmez mi? tamam hasta insanlar, nazlı insanlar ama bi gülümseyin lütfen.


-yöresel olan herşeyde bir tat var bence, oraya ait türkü, şarkı, yemek,dans, ne varsa...

kendilerinden can katmışlar, bizimle paylaşmaları da apayrı güzel, o ruhu sevin, sahip çıkın..


-hiçbirşey sabah uykusu kadar çekici olamaz..

-adamakıllı sohbet etmeyi özledim galiba, 2 kelime edebilmek için 5 kelimeye tahammul etmek çok can sıkıcı bence,

adam gibi konusabilinse keske..


-iş yeri sanatı diye birşey var, herkesi idare etme durumu, benim gibi tepkisini çatanak diye koyan insanlar için şart olan bir durum...







29 Haziran 2012 Cuma

diyet sabotecileri


diyetleri sabote eden insanlar....
türk kadınının basenli olmasının sebebi sizsiniz...

bu profil sizin yüzünüzden oluştu.
oysaki türk kadını her pazartesi müthiş bi hırsla rejimine başlamıştı,peki ne oldu o diyetler?

senin yüzünden bozuldu, senin yüzünden yendi o çikolatalar, senin yüzünden gidildi mantıcıya, senin yüzünden kahvaltıda simitler hüpletildi

evet her yerde var böyle insanlar, iş yerinde,arkadaş grubunda, etrafınızda, onlar her yerdeler

yemek yerken biraz az yemek aldıgınızı görsünler hemen

-diyettemisin?

lafını yapıştırırlar, binikiyüzellibes tane soru sorarlar.

-' diyetteyim'

dersin ve o yiyeceklerin besin değerlerini saymaya başlarlar, vucuduna ne kadar yararlı oldugundan falan bahsederler..

bi de başka bi yöntem var, diyetteki insanları caydırma konusunda en etkili yol ise yemeklerin lezzetinden girilip bi daha mı gelcez dunyayadan cıkararak kişiyi başarıyla caydırırlar.


sonrasında kendini elinde patates kızartmasını bol mayoneze bulayan, eline yüzüne çikolata bulaşmış insanlar bırakır bu da basenli türk kadını profiline tam uyar

sonra vay efendim yaz geldii kilo verelim derken daha da ye.

yasakların cazibesindenmidir nedir, diyet diyince bile benim aklıma çikolata geliyor normalde çok yememe ragmen diyet zamanı yiyesim geliyor.

bu konuyla ilgili teorim şudur ki ;

diyet kelimesi o kadar beynimize kazıtıldı ki yanlış manalarda.

o yüzden diyet diyince bünye kırmızı alarm veriyor diyet yapaaacaaakkkk kapıları kapatın, erzak stoklayın makarna, pirinççç......ye ye yeeee..


bunun üzerine saboteciler de pış pış yapıyor

uzak durun efendim diyet yapandan uzak durun, bakın zaten aç insanlar asabi fln olurlar..

gerçi bazılarının da diyetten anladıgı; diet kola içip yanında hamburgeri gümletmek:D


sen de adam gibi yap su diyetini, ellerini havaya kaldır ve elindeki patates kızartmasını yavasca masaya koy

olayın özü,bırakın da diyetimizi yapalım, ilerde 400 kilo olup otobus koltuklarına sığmayan teyzeler mi olalım istiyorsunuz?

12 Nisan 2012 Perşembe

çamaşır asma sorunsalı



çamaşır asma sorunsalı...


nereden çıktı bu şimdi?

sevgili bilog, karşı apartmanda içeride gizli bi örgüt oldugunu düşündüğüm bir aile var, ulen balkonda sürekli çamaşır! insan hergün çamaşır mı yıkar, hergün çamaşır mı asar? bi de o çamaşırlar abidik gubidik mi asılır? ulen o tırı vırı dolu balkon gözümü o kadar yoruyo ki, dertlenip içime kapanıyorum resmen.

çamaşırlar dışarıda çok başarılı bir biçimde kuruyabilecekken, nedir sorunun senin bre kadın!

sevgili bilog, çamaşırlar elbet dışarıda kurutulmalı, amaç kurutmaksa şekil şemal çok da önemli değil diyenlerdim fakat bu kadın, bu kadıınnn öyle bir gözüme batıyor ki ,alıp ben ascam o çamaşırları ama evde 3 çamaşır makinası oldugunu düşündüğümden elleşmiyorum.

yetmiyorsa çamaşır ipi at bizim apartmana da bi ip böyle binalar arasında sergilensin tüm çamaşırlar tam çingen mahallesine dönsün.


yurtdışında insanların balkona çamaşır asması diye bişi yok, herkes ya kurutma makinasında kurutuyor ya da içeride.batıda zaten balkon kültürü yok, neler kaçırdıklarını bilmiyolar aslında, neyse bu bambaşka bi konu:)

millet 'çamaşırımızı asmak istiiyiizz bizzz ovv yeee meeennnn,çamaşır asmak bizim hakkımız' diyerek bu görüşün karşıtı olarak böyle bi grup kurmuş ; http://www.laundrylist.org/



bizde de balkona don asma hakkımız var diye, böyle de suistimal edilmez ki canım (:

çamaşır asma konusunda obsesif olan insanlar da biliyorum kendileri, kıyafetin rengine göre mandal kullanıp hepsini matematik problemi çözer gibi özen göstererek bir simetride asıyor, sanarsın ki çamaşır ipi değil abaküs o derece düzenli,giderek artıyor azalıyor falan, öyle bi manyaklık.....


bence çamaşırlar balkona asılmalı, asalım efenim güzelce,donumuzu falan kurutalım ama hergün hergün çamaşır yıkayıp manyağa bağlamayalım, o balkonu arada boş bırakalım, çamaşırları düzgün falan asalım lütfen.

bu işi çözümlemek için biraz daha derinlere inmem gerektiğinin farkına vardım.bir kadının kendini temizliğe ve yemeğe vermesini öncelikle çözmemiz lazım:)

hayatın anlamını deterjanda bulan kadının hazin sonu; üstünden çıkmayan klorak kokusudur. hayatın anlamını yemekte bulan kadının hazin sonu ise elinden çıkmayan soğan kokusudur.

tamam biz dişiler, erkekler av peşinde koşarken işin kolayına kaçıp 'ben mağarada kalıp
yemek falan yapayım,mağara pek pislendi bi tozunu alıp temizlik de yaparım ' diyerek evde takılmışız bi dönem sonra ortada dinazor falan kalmamış ama bu işler resmen bize kalmış, içimize işlemiş.

canı sıkılınca kendini temizliğe veren, yemek yapan kadın, sana sesleniyorum;

temizlik hoştur ,güzeldir ,titiz olmak iyidir; yemek yapmak , yemek güzel bişidir, löp löp oluruz falan ama hayatın anlamını orada aramayın, hayatınızdaki boşlukları bunlarla doldurmayın gidin kendinize başka uğraşlar bulun, kadının bu kaçınılmaz kaderinini aşın.

o sepet sepet çamaşırlar yıkanacak,asılcak, güneşte sararcak bozarcak, toplanacak, katlanacak, ütülenecek, dolaplara yerleştirilcek falan, sonra özensiz bünyeler bunları 2 günde kirletip sirkülasyonu tekrar başlatacak, bu bi kısır döngü, buraya giriş var çıkış yok:)

demek istediğim çamaşır yıkamayın, pasaklı gezinin değil, haftanın hergününü çamaşır asmak için ayıracağına, bi günde hallet hepsini,bitti gitti, git 6 gün gez ,hobi falan bul:D

sevgili komsucum, şu yıkadığın çamaşırlar, bi milyon kez yıkana yıkana pikaçunun kıyafetine dönmüş( kimbilir kaç derecede yıkıyodur bu:P) şu çamaşırları ağzını gözünü yamultarak asmassan tekrar giyilebilir onlar, ayrıca yeter yahuu benim de göz zevkimi bozma, balkondan her baktığımda pasaklı , simetrisi olmayan bi balkon görmek istemiyorum, şimdi adam ol ve elindeki mandalları yavaşça yere bırak...

yazının norması; balkonlarınızda sefa sürebilecekken, onları günlerce astığınız çamaşırlarla ziyan etmeyin, düzenli olun,adam olun.


5 Nisan 2012 Perşembe

vesikalık fotoğraf çektirme sorunsalı



yıllardır oraya lazım buraya lazım diye bi milyon tane vesikalık fotoğraf çektirdim, hep de streslidir bu olay zaten,ya çok gülersin dişlerinin hepsi meydandadır, laubali bi imaj olur. gülmezsin ciddi olursun ,yarım gülersin sanki biri gıdıklamış da kendini kasmışssın ya da zorla gülmüşsün gibi imaj oluyo, ne yapacağımı bilemiyorum, bi de flaşlar gözüne gözüne patlıyo, ne kadar poza girsem de o anda bozuluyo ahahah:)

her vesikalık çektirmeye gittiğimde bu sefer ki bari adam gibi olsun diyorum, triplere fln giriyorum, kendimi müthiş hissediyorum heh diyorum bu sefer oldu herhalde, önümüzdeki yüzyıl başka vesikalık çektirmem sürekli bunu kullanırım ama fotoyu elime bi alıyorum; aman tanrım yine bi mallık var fotoda!

bi keresinde hafif bi makyajla gittim pasaport için çektirmiştim, ama maşallaah fotoğrafçı amca makyajımı az buldu herhalde kendisi baya bi eklemeler yapmış, yüzüme allık mallık yapmış fotoşopta ,hafif de yapmamış, elma yanaklı olmuşum baya! hay bin kunduz!

dedim bu esnaf amcanın tarzı bu demek ki ,başka yere gittim,daha profesyonel gibi duran bi yere.bu profesyonel mekanda da ayna mayna yoktu,bi de yahu insan hiç mi uyarmaz saçını düzelt diye ,sanki kavgadan çıkmışım da bi de vesikalık çektireyim demişim gibi.

begenmedim ama elimde de bi sürü olunca foto kullanmak zorunda kaldım, pasaportuma kullandım ama her defasında beni pasaporttakine benzetemedikleri için açıklamak zorunda kalmıştım;biliyorum silah kaçakcısı gibi görünüyor fekat özümde hanım hanımcık bi kızım falan ahahaha:D

bi de elimde hep olsun bi tane diyorum, acilen bişiye lazım oluyo gidiyo elimden fotolar sonra bana yine fotoğrafçı yolları görünüyo,

sonuç olarak ;şuana kadar çektirdiğim binikiyüzelliüç adet fotoların hiçbirisi de bana benzemiyor! bu kadar mı olur? o kadar alakasız ki bu fotodaki benim diye iddia bile edemiyorum.

burdan fotoğrafçılara seslenmek istiyorum, insanlar sümüklü çocukları bile öyle çekiyo ki sanat oluyo, siz de bizi yamultup duruyosunuz pikaçu gibi çıkıyoruz ,e insaf yahu(:

insanları acayip hallere sokmayı ulvi amaçları olarak edindiklerini düşünüyorum, yapmayın etmeyin, yazık bize, gelin el ele verelim, insancıl fotolarımız olsun (:

22 Şubat 2012 Çarşamba

hayata dair müthiş öneriler vol 1


sevgili blog izlengeçlerim,

hayatımızda dikkat etmememiz gereken ince detayları tespit ettim, siz de bilin istedim, bu müthiş önerilerden mahrum kalıp mağdur olmayınız (:


*bekle... sabırlı ol.


-planların için beklemeyi öğrenmelisin,

pusuya yat uygun fırsatları sürekli gözlemle.

boşuna telaş yapıp hop oturup hop kalkmaya gerek yok herşey olması gereken zamanda gerçkeleşecek ama o zamanı gözlerin açık bekle ki kaçırma.

pusuya yat, kaplan gibi parçala değil olay.

istediğin şeyi gözlemle ama ürkütücü kaplan gibi saldırma, kedi gibi saldır sessizce elde etmek varken gürültü koparma.

kedi sessizce bekler ve istediğini alır..



*değerlisin, en iyisi hakediyorsun ama abartma!


-çok klişe ama herkes değerli olduğunu bilsin öncelikle..

bu dünyada oluşumuz bile bu dünyada bambaska bir renk yaratıyor. varlığımız bile yeter anlayacağınız:)

değerli, iyi şeyler hakediyorum, iyi şeyler olması için uğraşıyorum... yalnız 'benden başka yok ulen bu dünyadaa heyytt' diyip külhanbeyli havalarına ya da ne biliim ' off allam çooğkkk süğğperimmm' triplerine de girmeyin dünyada sadece bir noktasınız der bozarım sizi ona göre (:


*yoğunlaş, kafanda ne varsa yap, durma!

-kendin tam olarak ne istiyorsun? kendinden ne bekliyorsun? bunları senden iyi kimse bilemez, yapmak istediklerin için neden hala bir adım atmadığını hala anlamış değilim dostum...

*talep et.

-herkes senden birşeyler isteyip durur. sen de istediklerin için talep etmekten çekinme, inan çok zor değil..

*hissediyorsan, öyle olduğunu biliyorsun.

-hissettiğin fakat ne olduğundan emin olamadığın diline kadar gelip ifade edemediğin şeyler mi var?
hissediyorsan doğrudur sorgulamaya çok da gerek yok bence doğru olduğunu da kısa zamanda anlarsın, bu sadece doğru olduğunu bilmek için minnak bir ipucudur.


*peşinde gidebileceğin duygular yakaladığında bırakma.

bu cidden önemli, insanların maalesef çok sık yakalayabildiği birşey değil artık duygular, hissettiğinin peşinden gitmekte fayda var, ek bilgi; ama bodozlama değil


*güven cidden çok önemli bir duygudur.

-iki insan arasındaki her türlü ilişkinin başlangıcıdır güven, kimsenin güvenini kaybetmemeye çalışın, güvenmediğiniz insanları da hayatınızda çıkarın gitsin zaten..

*huzur dediğin şey kendi içindedir, başka yerde aramana gerek yok.
-klasik laftır; huzur arıyorum.

nerde arıyosun evladım?

niyetin tibete gidip rahiplerle bulmaksa huzuru bişi diyemem ama orası bana uzak yakınlarda bi yerde bulsak huzuru diyenler içinse bu nacizane bilgiyi kendime saklamıyor ve açıklıyorum, huzur sende, valla bak(:

iç huzurunun ihtiyaçlarını sen biliyorsun, huzuru senin yaptıkların kadar yapmadıkların da etkiler, bunu otur düşün sen bi.


*planlarını kimseye göre yapma, planlarına insanları dahil et.

-başkasına dayalı planlar hep risklidir size yönelik değildir aslında başkalarına yönelik planlardır, kimseyi merkeze oturtmamanızı tavsiye ederim ( bazı bazı güzel olsa da yapmayın bak )

*birşeyi doğru yapıp yapmadığını anlama ölçütü; kendini özel, mutlu,keyifli ve huzurlu hissetmendir.

-bazı şeylerden sonra 'acabağğğ doğru mu yapıyorum' dediğinizde bunu test etmenin formulu kesindir, 4 element gibi bişi; mutluluk, keyif, huzur şartlarının hepsini sağlamak zorunda.

eğer bu şartlar uymuyorsa bi yerde cidden bi hata yapıyorsunuzdur.


şimdilik bu kadar, tespitlere devam...



28 Ocak 2012 Cumartesi

yokoluş


gölgemin ısrarcı takibindeyim,

Susmaya cağırdım ruhumu

Tüm korkumu soluğumla ısıttım

öncesi yokmuş gibi..

kimliksiz , kaygısız bir tebessüm belirdi

biliyorum, bir yanlış var

ama hangisini yanlış yapıyorum

hangi doğrularım ziyan

farkındayım bu fikirler çok mekanik bana.

24 Ocak 2012 Salı

dramatik ayrıntılar





*** çok fena düşünebilme potansiyelimden dolayı ( kendi içimde müthiş bir beyin fırtınasını, kasırgasını hatta poyrazını her türlü yaratabiliyorum)


baktım düşünmek beni yoruyor, öyleyse düz mantık ben kendimi yorayım böylece düşünemem diye düşündüm. ( yine düşündüm ben bunu)


kendimi yorup düşünmeye vakit ve enerji kalmamasını umaraktan kendimi so
syal faaliyetlere adadım bu aralar..

anlayacağınız çok feci sosyalim, akşamdan suya yatırılmış tahıl tanesi gibiyim, düşüncelerim ağızda dağılan kurabiye misali, mis gibi:) bu arada ben de puding kıvamına dönüyorum o da ayrı... ( açmıyım acebağğğ? nedir bu yemeli-içmeli betimlemeler)


eğer sorarsanız ki ' insan yoğun olarak bir işle uğraşınca düşünmüyor mu imiş kuzum?' diye


elbette düşünüyorum proje düşünüyorum ne bileyim çevre sorunlarını düşünüyorum, küresel ısınmayı düşünüyorum, konsept düşünüyorum,sosyal sorumluluk fikirleri düşünüyorum hatta bazen çok gere
ksiz şeyler de düşünüyorum.sadece formatı değiştirdik yani :)



***yeni ortamlar, yeni arkadaşları da yanında getirdi. ben gibi fantastik birkaç insanla tanıştım, çok tehlikeli bence:)

fantastik fikirlerimize ortak bulmamızı çok iyi görmüyorum, bu arkadaşlık ilişkilerini sky diving fln yaparken tekrar düşünücem :)

*** yavaş konuşan insanlara kılım!

evet, en yeni tespitim budur...

aktarmak gereken onca şey varken bunu yavaş konuşarak nasıl yapabilirsiiiiin, dakikalarca tüm ağız hareketlerini izlemak ne kadar sıkıcı bir fikrin var mı dostum?


lütfen biraz hızlı ol, hayat k
ısa söyle su lanet olasıca cümleyi!

eğer yavaş konuşuyorsanız mümkün olabildiğince en az sürede konuşurum sizinle.
nedeni beklerken içime şiddet dolmasıdır, eğer dinlemeye devam edersem fırıncı küreğini kapıp ağzının ortasına bi tane vurmam gerekebilir ehehe şaka şaka çok sakin bir insanım ben:)

tamam kabul ben de hızlı konuşuyorum, bunu farkettim, hızlı konuşmaktan bazen dilimde düğümcükler oluşuyor:)


bu insanların bir cümleyi tamamlamaları süresince geçen
zaman diliminde ben 11 fasiküllü meydan larousse serisini anlatırım:)

ee bu kadar bilgiyi yüklemeye çalışınca da karşı taraftan yanıt 20 saniye sonra geliyor :)

ama alıcı-mesaj-verici tüm iletişim olayını tamamlıyoruz eheheh..


benim de biraz yavaşlamam lazım sanırım, ortada bi yerde buluşalım dostum ama lütfen o harfler ağzında acı çekmesin..


***şu hayatta alt edemediğim tek şey ; nutella..

bildiğin oyuncağı oldum bi kavanozun..


nutella bundan sonra savaş açıyo
rum sana, sen mi büyüksün ben mi :)

- durum şuan vahim görünse de , bu konuyla ilgili bir kriz yönetimine ihtiyacım var -


***yeni yıla girerken yapılması gereken triplerden birisi de yeni kararlar almaktır


evet ben de girdim bu tribe, çok acayip planlar yaptım .


müthiş hevesli yazdığım şeylerden bazıları tam şuanda cok sıkıcı gibi görünse de yapılması elzemdir.


2012 ço
k fena geliyorum haberin olsun..

***knorr tavuk suyu reklamını izleyen var mı?

tavuk bulyona zaten şiddetle karşıyım, bi de adamın biri çıkmış 'aynı evde yaptığınız tavuk suyu gibi cöleeee kivamindaa ' diyor acayip bir aksanla..


açıklaması da şudur; yapayız dostum ama o kadar da değil, bak gerçeğine benzetmeye çalıştık cölee gibi cöleeeee ...

tavuk suyunda aradığım kriterlerden en önemlisi budur zaten; jöle gibi olması:D

daha önce bulyon şeklindeki tavuk suyunda ne vardır düşünmek istemiyorum mesela,yıllarca düşünmüştüm neden tavuk
suyu jöle değil diye, şimdi jöle gibi olduğu için içim çok rahat:)

hatta neden tavuk suyu dediklerine anlamış değilim bu reklamdan sonra 'tavuk cölesi' denmeli bence :)


ahahahaa komiksin Knorr :)



*** şimdi size yaşadığım dramatik olaydan bahsetmek istiyorum,

sürekli balon gibi şişip inen bademciklerim bu sefer işi abartıp davul gibi olmuş, yutkunurken nasıl acıyor, nasıl ağrıyor anlatamam..

bi insanın bi günde ne kadar çok yutkunduğunu bilemezsiniz... (yoksa bilebilirmisiniz? )

tmm belki b
ilebilirsiniz ama bu kadar hissedemezsiniz, yutkunmak resmen benim için bir azap oldu. öyle ki elimi boğazıma sokup bademciklerimi tüm östaki borusuyla beraber çekip çıkarasım geliyor..

sen git ellerinle şifa dağıt, bir kişi de sana çorba yapmasın( vay arkadaş iyice dramatiğe bağladım )


cidden konuşamıyorum, it's killing me ):




16 Ocak 2012 Pazartesi

deeper!


beni ne kadar derinine çekeceksin?

1 Ocak 2012 Pazar

feel the breath


akciğerlerinde ezilmiş bir oksijen molekülüyüm.

adımı her söylediğinde haykırarak, çırpınarak çıkıyorum,

atmosfer dediğin bi yabancı dünya..

karıştım gittim.


ben bulamadım döngüyü,

bilemedim yolu,

dönemedim geri.



ne yağmur olabildim,

ne bulutlara sığabildim,

ne de uyum sağlayabildim gökyüzüne.

nefes veren ,heryere can veren ben

kendime yetemedim.



bir şimsek kıvılcımı yetti yanmama,


sönemedim..